"cesaret geleceği değiştirebilir"

2013-10-10 20:13:00

yapay bir ormanda yaşayan hayvanlardan biri, bir yavru, bir gün "gerçek orman"a uyanıyor. babası rahatını ve orman diye bildikleri hayvanat bahçesinin bünyesindekilerle dostluğunu bozmak istemiyor. yavruya rehberlik eden, geldiği yeri unutmayan hasta ve yaşlı bir bilge... ve yavru gerçek ormana doğru yola çıkıyor... mesnevi hikayesi değil bu, bir çizgi film(anime)... Jungle Emperor Leo: The Brave Can Change the Future 2009 http://www.youtube.com/results?search_query=Jungle+Emperor+Leo%3A+The+Brave+Can+Change+the+Future+2009&oq=Jungle+Emperor+Leo%3A+The+Brave+Can+Change+the+Future+2009&gs_l=youtube.12...91826.91826.0.93215.1.1.0.0.0.0.137.137.0j1.1.0...0.0...1ac.2.11.youtube.QFnt-FJ43pA ama işte biz buyuz, doğu... hayvan hikayeleri üzerinden mesajlar vermekte ve almakta ustayız..  ben dostum mesnevi'ye "musibetler din"mekte" iken hangi halde olur ki insan?" dedim, bu çizgi film arşivlerden çıkarıldı, önüme kondu: "cesaret geleceği değiştirebilir"; musibet öncesi, sırası, sonrası, ertesi... ana yurda doğru cesaretle atılmak...     ... Devamı

ceviz...

2013-10-10 20:07:00

"aşkın gönlü serinler mi?" (mesnevi, 6/618) ... diz çökmeyi öğretince kalk diyecekler tabii... "aşığının cebini cevizle dolduran sevgilinin hikayesi", 6. Defterin başından 600'lü beyitlerin başında...    Diz çök dersi cebrail'dendi, cebe dolan cevizler israfil'den... Aleyhimesselam...   (devam edecek...) Devamı

ahmedi tiryak

2013-10-10 19:18:00

"sana diz çökmeyi öğretirlerse diz çök" dedi dostum mesnevi... Bu alarmı iyi bilirim:"sığınaklara!.." içim sızlayacak, gözlerim yaşlarla dolacak... Yürek yangını... Beklemediğim bir yerden mi, hep gördüğüm şekilde mi? Ne önemi var?..günlerce "hasan gibi yudum yudum zehir içtim gam eliyle/ey ahmedi tiryak, ne zaman ulaşacaksın ebulhasen'e(hazreti ali)" diye gazeller okudum. Farkındayım bu da sığınak işareti... Rüyamda bombalar yağdı yakınlarıma sonra, uçaklar gördüm bombalarken... Toplu bir "diz çöküş" mü? Öyle olmasın... Zaten sürekli bir ellerinle yüzünü koruyup "hayır hayır, lütfen bir şey olmasın" telaşından sığınaklara inmek mümkün değil...  Sonra bomba iner... Tam dizlerinin arkasına dipçiği yersin, işte diz çöktün!...  "sabah yakın değil mi" musibetler de sabaha yakın inmiş bazen.  Namaza kalktığım dakikalarda kalktım. bir hastalığın haşin pençe darbeleriyle... Aklımda "diz çökmeyi öğretirlerse..." diyen sesi dostum mesnevi'nin...  1. Zaten çok acı çektim, artık sükunet istiyorum hırçınlığı... 2. Yapmam gerekenler vardı, nerden çıktı bu hastalık şaşkınlığı... Diz çökme hali değil bu...  Namaza kaçıyorum ben de. Diz çökmeyen nefsin tiryakı budur, ahmedi tiryak; namaz... Her secdeye gidişte nasıl bir diz çökme talimi!.. Yüzyıllık hasret gibi huzur-u ilâhîye... Sonra keçeden sızan gün ışığı gibi koyu, yoğun ama uzak ama yine de sıcak, yine de ışıltılı Kur'an ikramı: "Allâhu latif... Allâhu latifun bil ibâd..."  bu içsel bir diz çöküş, acıdan değil sevgiden bu kez; ... Devamı

mevlana ve hafız

2013-09-30 23:25:00

Mesnevi'yi Hafız'la okumak, bergamotlu çay içmek gibi... bunu şimdi düşündüm... oruç sonrası iyi gelen çay gibisin sevgili dostum mesnevi, hele bi de hafız'dan bir zemin varsa zihnimde... ne hoşsunuz ikiniz de!.. "/نامِ احمـد نامِ جمله انبیــاست چون که صد آمد، نود هم پیش ماست" nâm-ı Ahmed nâm-ı cumle enbiyâst çun ki sed âmed, neved hem pîş-i mâst" (1/1106) diyerek mukabele etti;   "Ahmed'in adı, bütün peygamberlerin adıdır. çünkü yüz oldu mu doksan da bizimdir..."   hafız da, mevlana da; cenab-ı ahmed'in ışıltısıdır, o da Hakk'ın nuru... nur ayetinde ayrıntılı anlatıyor ya cenabı hak, "Allahu nurussemavati..." diye başlayarak... doksanım da noksanım da yüzde kaybolsun gitsin; "beni tekrar bana verme" yâ Nûr!..   http://www.youtube.com/watch?v=-QbAVaKgBoQ   اللّهُـمَّ اجْعَـلْ في قَلْبـي نورا ، وَفي لِسـاني نورا، وَاجْعَـلْ في سَمْعي نورا، وَاجْعَـلْ في بَصَري نورا، وَاجْعَـلْ مِنْ خَلْفي نورا، وَمِنْ أَمامـي نورا، وَاجْعَـلْ مِنْ فَوْقـي نورا ، وَمِن تَحْتـي نورا .اللّهُـمَّ أَعْطِنـي نورا.   [البخاري11/116 ومسلم 1/526،529،530 ] ... Devamı

yâ Mâni'

2013-09-30 23:20:00

niye ki dedim dostum mesnevi'ye göğsümde sancılarla; konsantrasyonumu bozdu hastalık. Neden ki?... Bekle gör dedi...  Yol boyunca aklımda "mani olana mani ol" duası vardı.. ...  (devam edecek) Devamı

adam yiyen mescid ile pervasız tembel...

2013-09-27 15:52:00

teknik imkanlar ve şartların müsait olması için dua edeceğiz... Imkansızlık ve şartların zorlaşmasından aksi manalar çıkarmayacağız...   dostum Mesnevi'nin en çok önemsediği ve bana hala eğitimini verdiği kaide bu: ortalığı sis bastı, duman bürüdü, çığ düştü, taş yuvarlandı diye niyet ettiğin yoldan ayrılmayacaksın.    Tevfik için dua edeceksin, inayet dileyeceksin. Tam istediğin gibi olmaması inayet ve tevfiktendir bazen, aklında tutacaksın. Bağırmak ciğerleri açar    misal olmak üzere 3. Defter 3945 civarını işaret ediyor dostum mesnevi.... hani şu "adam yiyen mescidde konaklayan misafir"i... ... Devamı

Aşık oldun ey gönül, üzüntüler sana mübarek olsun!..

2013-09-20 13:25:00

"büyük gazel gecesi" idi bu gece Dostum Mesnevi ile. Palnlı değildi aslında. Sadece bir gazel diye peşine takılmıştım davetkar bakışlarının. http://www.youtube.com/watch?v=BK7PiPxGFWU Ahmed Zahir'in "Aşık şodeî ey dil gamhâyet mubarek bad" şarkısı fonda. şarkının tümünde öyle bir tesir vardı ki gözlerimi kapatsam savrulacağım gibi geliyordu... عاشق شده یی ای دل غمهایت مبارک باد  زنجیر جنون ای دل در پایت مبارک باد    از دیده گهر ریزی از سینه شرر ریزی  لعل و گوهر و یاقوت از خون جگر ریزی  دارا شده یی ای دل دنیایت مبارک باد    گه عاقل و فرزانه، گه بیخود و دیوانه  گه دیر و حرم گردی، گه بر در بتخانه  حانز شده یی ای دل عقبایت مبارک باد    از درد نهان سوزی از ناله جهان سوزی گاه خنده کنی چون گل، گاه همچو خزان سوزی  پیدا شده یی ای دل احیایت مبارک باد bu tesir kimden, Ahmed Zahir görünüyor sözlerin sahibi olarak ama başka bir tat, başka bir koku var bu sözlerde diyordum. peşinden git dedi o kokunun, koku seni aslına çeker götürür... ufak bir araştırma ile ulaştım kokunun aslına, evet gazel Hazreti Mevlana'nın bir gazeline nazire idi. Sultân-ı Sadâ kabul edilen Ahmed Zahir Hazreti Pir'in 623. gazeline muhteşem bir nazire yapmıştı.  عاشق شدۀ، ای دل، سودات مبارک باد  از جا و مکان رستی، آنجات مبارک باد  از هر دو جهان بگذر، تنها زن و تنها خور  تا فلک و ملک گویند، تنهات مبارک باد  ای پیش روی مردی، امروز تو بر خوردی  ای زاهد فردایی، فردات مبارک باد  کفرت همگی دین شد، تلخت همه شیرین شد  حلوا شدۀ کلی، حلوات مبارک باد  در خانقهٔ سینه غوغاست فقیران را  ای سینهٔ بی کینه غوغات مبارک باد  این دیدۀ دل دیده، اشکی بُد و دریا شد  دریاش همی گوید، دریات مبارک باد  ای عاشق پنهانی، آن یار قرینت باد  ای طالب بالایی، بالا... Devamı

oluk ve can bahçesi

2013-09-13 03:03:00

  "oluk ol" sözü bir şifre gibi bende, dostum Mesnevi ne zaman bu cümleyi kursa oluk oluveriyorum anında :) niçin bela ile terbiye, niçin niçin diye kıvrandım günlerdir; seni sen yapmak için dedi, nasıl dedim, namaz kıl eriş, dedi önce, bu gece de ağla da açıl, kapasiten artsın dedi... bunlar çok genel ifadeler farkındayım, her birinin tek bir isabet noktası var, geri kalan karavana!.. eğer zamanı gelmemişse hakikatin, hiç bir söz yerine ulaşmıyor, bilirim.   نطق جان را روضهٔ جانیستی گر ز حرف و صوت مستغنیستی   can sözüne can bahçesisin sen, harften de sesten de müstağni olsan da... (m, 4-3819)   Diyerek arkasından seslendim, tekrarladım, tekrarladım...   "nutk-i cân râ ravza-i cânisti"   şimdi dedi, anlamıyorsun ama Allah suçsuz-günahsız yere ceza vermez. ne olduğunu anlamasan da istiğfar et, suçumu gizleyen rabbim, hep gizle, ceza verirsen suçum da açığa çıkar, de... secde et ve "Allah'ım" de yüzlerce kez... ey Sübhan olan'ım, suçsuz yere cana keder verir misin hiç;  bu gam bana layık bir cezadan başka bir şey değil... (5-3969 vd)    dönüp geldik yine, "eğer bu gam, benim bir günahım yüzünden başıma gelmişse sen beni affedinceye dek senden af diliyorum" deyişine Efendimiz'in (sav)...   aklın ayağı çamura saplandı artık, bundan sonrası için kanat açmak lazım...    ... Devamı

elif gibi... Çun elif, çîzî nedârem چون الف چيزي ندارم

2013-09-13 01:16:00

در «ندارم» هم تو دارايي م کن  رنج ديدم،راحت افزايي م کن (mesnevi, 6-2335) musibet konusunu burda iğneliyorum işte:"bu hiç bir şeyim yok'ta sen beni 'sahip' kıl; sıkıntı gördüm, rahatımı arttır..." "elif gibi hiçbir şeyim yok, mim'in gözünden daha dar gönlüm var bi" bahsi... hadi hadi, dedi dostum mesnevi, sen böyle düşünmüyorsun, edebiyatını seviyorsun ama aslında "elifin bir şeyi yok demek gafilliktir" deyişimi daha yakın buluyorsun kendine... ben senin için -hadi cuma hediyesi olsun- bu gecenin iki konusunu birleştireyim: sen elini dua etmekten çekme, kabul olup olmamasıyla işin ne?.. bela ve musibet zamanı kuruyan çemenzarı gözyaşı yeşertir... gözyaşı...   "bana gözyaşı döken iki göz ver" diye dua ederek başlayabilirsin... "beni göz pınarları kurumuş merhamet fukaralarından etme" duasını karen'in vahasında demleyeli bir hayli zaman oldu... tazele!.." Rabbim beni rahmet denizine daldırıyor... hangi hünerle doldurup gönderecek bakalım?..  Rabbim, gözlerime, Peygamber'in(sav) çokça gözyaşı döken gözleri gibi gözyaşları ver...  ... sonra duramadı dostum mesnevi, "yusuf değilsen, yakub ol; onun gibi gözyaşı dök, feryad et"  dedi en son... تو که یوسف نیستی یعقوب باش  همچو او با گریه و آشوب باش  farkındasın değil mi dedim, şu konuşmalarımızdan kimse bir şey anlamayacak, büyük sözler ediyor ve yalnızca birikime ve maneviyata bırakıyorsun... sen dert etme, der gibi baktı bir an; söz ırmağını akıtan, nereye akıtacağını da belirlemiştir, hele sen temiz bir oluk ol bakalım ;) (6-2329), (6-2331), (6-2336 vd), (6-2322), (6/2338), (1-1904)... ... Devamı

ya Kâfî ente'l-Kâfî

2013-09-13 00:36:00

حسبي الله گو كه الله ام كفي (mesnevi, 4-1408) "Allah bana yeter" de ki Allah'ım yeter... ya da "hasbiyallah" de ki Allah Kâfî'dir... böyle, "hasbiyallâh gû ki Allâh'em kefâ" gibi gerçekten söylenebildiğine inanamadığım sözler ediyor hazreti Pir, biliyorsun o "ben Kâfî'yim" bahsini, bunun üzerinden yükseliyor hayretim, yoksa ben nerden bilirdim kifayet nedir, neleri mündemiç, neleri şâmildir... mesele şu: Allah'ın kifayet etmesi için senin hasbiyallah demen mi gerekiyor?...  "nilüfer çiçeği neden çamurda açar" gibi bir ödev cümlesi işte, el-Kafi tecellisi nerede zahir olur? hangi şartlarda?..  dostum mesnevi, senin hep söylediğin gibi ihtiyaç, tecelli için yeterli ise bazı hasbiyallah durumları tam ihtiyaç sayılmıyor mu?..  yok yok, anladım ben seni, "söyle" deyişinde, "anla" manası var, hasbiyallah'ı anladığın zaman Allah zaten sana kafi gelecek... "ya da sen zaten kafi olduğunu göreceksin" diye yakamozlandı dostum mesnevi... buna da şükür... Devamı